deviant ART

[x]

coming soon..

Journal Entry: Sun May 18, 2008, 6:37 AM
the story is old.
i know.

but it goes on.

  • Mood: Hurt
  • Listening to: pearl jam

tamamlanmadığı yer

Journal Entry: Fri May 2, 2008, 2:26 PM
"gökyüzü kızıla calıyordu ve ben yıkık evin verandasında, sallanan koltuğunda bir kadın hayal ettim. yüzündeki kırışıkları ve durağanlığıyla. ellerim ceplerimde ve hissiyatsızlar" böyle başlayan bir yazı yazmak isterdim. kelimelerin duyarsız akip gittiği sanki manzara tabloları gibi heyecansız ve can sıkıcı bir yazı. yağmurda sadece ıslanan bir adam olmak işime gelirdi sanırsam yaşar ve ölürdüm. bir defalık ölüm katlanılabilirdi. o zaman simidimi kimseyle paylaşmazdım küllüğümü de düzenli boşaltırdım. jilet gibi ütülü takım elbiselerim olurdu, sinek kaydı traşlı, düzenli uykuları olan bir adam olurdum. yine aynaya uzun uzun bakardım ama, bu sefer memnuniyetle.
noktalama işaretlerim eksiksiz yerli yerinde.
tekrarsız nefesler.
yine aynı kadınlara aşık olurmuydum bilmiyorum ama onlara..

eminim ki yarım kalmıs cümlelerim olmazdı, tamamlanmadığı yerde çakardım noktayı bitirirdim.

tamamlanmış veya bitirilmiş, var mı bir farkı?
o zaman olmazdı, aynı şey. söndür gitsin. yat ve hemen uyu, en fazla rüyalarından korkarsın esas kabus uyanıksandır hüseyin.

gökyüzü kızıla çalıyordu ve ben hayal edemiyordum.

  • Mood: Neutral
  • Listening to: paul weller

şeytan

Journal Entry: Tue Jan 29, 2008, 8:07 AM
“Ne kadar değersizsen hayata o kadar az anlam verirsin, ne kadar çok şeye sahipsen hayatı kendine o kadar yabancılaştırırsın, o kadar yabancı tecrübe biriktirirsin. Bu yüzden tüm ihtiraslar ve tüm faaliyetler aç gözlülük içinde kaybolur gider.”
Bunları Karl Marx söylüyor.

“İnsanın insanla en çabuk, en doğal en gerekli ilişkisi,kadınla erkeğin ilişkisi. Bu nedenle bu ilişki insanoğlunun ne kadar doğa’ya benzediğini, doğa’nın da ne kadar insanlaştığını bize duygusal biçimde, gözlem-lenebilecek boyuta indirerek belirtiyor.”
Ben de yazabilirdim bunu. Ama yazmadım Karl Marx yazmış.

-“Giz içinde yaşamak, kendinden korkmak demek, varlığını reddetmek demektir. Sen hayatını öyle karmaşık bir labiren haline getirdin ki, artık sana neyin doyum verdiğini bilemiyorsun hüseyin.”
-“Bilmiyorum.” Dedim.

Zaman artık sizin hücre gardiyanınız olmaktan çıkınca, her içim sizi biraz daha serbest bırakır, çağlayanların buz tuttuğu, buzun taş olduğu, taşların ses haline geldiği, sesin renk olduğu, rengin beyaz olduğu, beyazında su olduğu bir alanda bulmuştum kendimi.
-“İnsanlara benimle ilgili hikayeler anlatmaktan vazgeç.” Dedi şeytan ve bir daha hiç sesini duymadım.

Afyonu bıraktığınızda eski bir mü.ptela değil de, afyonu terketmiş biri sayılırsınız. Kadınlar için durum böyle değildir, ya varsınızdır yada yok. Tek bir soru sormama izin verseydi, ona cinsiyetini sorardım, cevabını merak ettiğimden değil. Bunu zaten biliyorum, hayır apış arasını yoklamadım.

-“.Pek çok şeyi tehlikeye attın, ama görünüşe göre kalbini hiç tehlikeye atmadın. Oysa kalbini tehlikeye atmak rizikoların en büyüğüdür.” demişti.
-“Bana zevk veren, hoşuma giden nedir biliyorsun. Bu sefer cesde’yi Tanrı verir, Tanrı alır oyununu oynamaya koyuldum.” Ardından ekledim;
-“… seninle.. ve bir gün esirin olmayı kabul edersem bana neler yapmak istediğini anlatan sesini dinleyişim rizikoların en büyüğüydü.”

biliyorum kimseye anlatmamalıydım.

  • Mood: Hope
  • Listening to: tindersticks
  • Watching: eastern promises
  • Playing: never again.

empty journal..

Journal Entry: Fri Jan 11, 2008, 3:05 PM
[link] is a music video.

  • Mood: Hope
  • Listening to: snow patrol
  • Reading: jerzy kosinsky
  • Watching: no country for old man
  • Playing: never again.
  • Eating: time..
  • Drinking: life..

pardon

Journal Entry: Mon Nov 12, 2007, 6:12 PM
Yarın uyandığımda kalksam, elbiselerimi giyip, hatta hiç giymesem de olur, sokağın köşesindeki bakkalın önünde her daim durmakta olan tabureye otursam. Olmayan paçalarımı sıvalayip, gelen geçenin tamda gözlerinin içine bakip hallerini hatırlarını sorsam, verdikleri cevaplara kayıtsız.
Hayır bunları yaparken babamla karşılaşmayı hiç istemezdim çünkü ağzında bir lolipop olsaydı anlayabilirdi sadece..
Da mevzu o değil.
Nasıl delirmek istiyorum bir bilseniz, ızdırap halindeyim..
Aslında şartlar gayet hazır gibi..
Bir beni tanıyanların pek sallayacağını sanmam
İki çok istiyorum
Üç bahanelerim hep vardır benim.
haydi git otur o tabureye bakkal amca kapmadan, rüzgarın tenini okşayışını seyret, üşü, üşüdüğünü belli et.. bakkalın ödü patlasın benimle konuşacak cesareti bir tek mahalle çocukları bulsun : “Abi Abi sigaran var mı, sigara abi sigara..” onların çakmaklarını alıkoy verme, yan yan boş boş bak, korkut.. bakkala girip sigara alan pahalılıktan yakınan tık nefes yaşlı amcadan sigara iste hali hazırda o bırakma hesapları yaparken, “Amca Tekele başlasan ayda 50, hepten bıraksan 100..”
sonra eski sevgili mi görsem beni aldattığı eski arkadaşıyla “iyi misin hüseyin deseler”
“harikayım, siz de otursanıza..”
Sonra ayaklanip, cebim olmadığı için, çaldığım farklı farklı markalarda, belirsiz sayılı sigaralarımı avucum içinde taşıyarak, porsuk kenarına gidiversem merak etsem: insanlar bu kadar yakın dururken nasılda düşmüyorlar diye, ben de kendi sınırlarımı zorlasam, olan oluverse..
Nehir beni alsa, bir balık kılığına sokarak beni taşısa dökse denize, ordan da ver elini kız kulesi. Kulenin yaşlı bekçisi görse polis çağırsa, kafam atip ıstırsam bacağından onu, kızı uyandırsam o da dese ki bana:
“Uyandırdı ayol beni dupedüz salak bu”..
Bir an ayılır gibi olsam kendimi sırça köşkün kapısında bulsam, şimşir kapılı köşkün muhafızı bana, “kaç kişisiniz” diye sorsa
Ben “ne dedi lan bu” diye düşünedururken, muhafız bana, “koskoca bakan, bu ne hal hem çiplak hem ıslak, almam vallahi seni böyle içeri, git kime istersen şikayet et” demez mi?
Sen misin bana böyle söyleyen, fena attırdı tepe mi, sormayın gitsin! Yiyorsa durdursun beni biri, Allah ne verdiyse dalarken ben muhafıza, meğersem bunar üçüzmüş, her biri aynı köşkte çalışırmış, koşaraktan gelmesin mi hepsi? Ondan sormuş bana baştan, “kaç kişisiniz?” diye. Bunların en küçüğü elinde maşrapa benim yosunlu kafama kafama çakarken kaybettim kendimi, ohh ne dert ne tasa, ayılana kadar.. baktım ki avucumdaki sigaralar erip dağılmış, ben de sigara yerine bir öykü çalmışım.
Kısacası hiç sigaranız var mı?

  • Mood: Hope
  • Playing: i never play..